Atilla Can
Ebru Sanatçısı
Turkish Marbling Artist
ANA SAYFA
- EBRU TARİHÇESİ
- EBRU USTALARI
- EBRU TEKNİĞİ
- ARMAĞAN-I KIYMETTAR
- KELAM-I MANİDAR EBRULAR
- EBRU DERSİ
- 2009 YILI EBRU ARŞİVİ
EBRU ve RESİMLERİ
- PORTR-E-BRU
- RESİMLİ EBRU
- KARDELEN
- GELİNCİK
- KARANFİL
- MENEKŞE
- PAPATYA
- NERGİS
- LALE
- NATÜREL LALE
- İSTANBUL LALESİ
- NEFTLİ BATTAL EBRU
- BATTAL EBRU
MAKALE
- Ebru' daki Lezzetin Sırrı
- Şairler ve Ressamlarda Öksüz Kalır
- Ebru Üzerine Murat Bardakçı
- Galata' ya Bakmak Mı?
- Ebru ile Buluşma Noktası
- Bir Cemre Misali ATATÜRK
- Ali Çalışır' ın Sanat Görüşü
LİNKLER
EBRU' daki LEZZETİN SIRRI / Makale
atilla can (17 şubat 2010)
Ebru sanatı, ilahi bir sesin insan ruhuna estetiği fısıldamasıyla başlar...
Zaten eserde, sanatçının ruhuna bahşedilmiş bu kudretle ortaya çıkar. Velhasıl, her sanat dalında eser icra eden sanatçının mayasında bu temayül mevcuttur.
Estetik her sanatçının bakış açısına göre farklılıklar gösterir, zaten lezzette bu noktada ortaya çıkar. Tıpkı ünlü bir şefin yemeklerinde hissedilen ayrıcalık gibi...Onu ayrıcalıklı kılan,yemeği öğrendiği gibi yapabilme uğraşısı değildir elbet.Her gün aynı yemeği, aynı tadda,aynı baharatlarla , aynı görüntüde pişirme monotonluğu sıkar onu.Yemeğin tuzunu tam tutturabiliyor,zamanlamada kusursuz olup yemeğin pişirme hakkını verebiliyor,yerli yerinde baharatlarını koyabiliyorsa, zaten mükemmel bir lezzette yemek yapmıştır zaten. Kötü olan şey aynı lezzeti bir başka yerde daha bulabilme sıradanlığıdır.Katı kurallarla yemeğe kaya tuzu bu kadar,karabiber şu kadar,kırmızı biber bu kadar konacak dendiği zaman,----''bu baharatı da deneyelim mi?''dediğinizde ---''Olmaz!!..''cevabıyla her şey tıkanıyor bir anda...Aslında bile bilinse,insan ruhuna fısıldanan o estetiğin sınırsız olduğunun...
Zaten yemek pişirmeyi öğrendiyseniz, artık gayeniz ; biraz daha güzel ve farklı yeni lezzetleri bulabilme olmamalımıdır.?
O yüzden yemeği pişirirken kaya tuzu yerine okyanus tuzu,her gün kullanılan baharatlardan farklı olarak fesleğeni,defneyi,biberiyeyi kullanmaktan korkmamalıyız. Ancak farklı lezzetleri keşfetmemiz bu sayede olacaktır...
İşte bunları yapmadığımız, katı kurallara teslim olduğumuz için, KUBİLAY DİNÇER ebrusu diyebilmeyi çok istediğim ebruya bugün İspanyol ebrusu diyoruz, dalgalı ebru diyerek kendimizi teselli etmeyelim. Gerçi barut ebrusu ve portre ebruyu kaptırmadık, ama Yarın öbür gün Portekiz ebrusu, İngiliz ebrusu, Hollanda ebrusu dendiğinde kimse üzülmesin lütfen.
Dilerim, ebruya gem vurmaya çalışanlara Mevlana’ nın bu sözü kulaklarına küpe olur ve ıslah olurlar.
Dünle beraber gitti,
düne ait ne varsa cancağızım.
bu gün yeni şeyler söylemek lazım.
Saygılarımla Atilla CAN
Ebru sanatı, ilahi bir sesin insan ruhuna estetiği fısıldamasıyla başlar...
Zaten eserde, sanatçının ruhuna bahşedilmiş bu kudretle ortaya çıkar. Velhasıl, her sanat dalında eser icra eden sanatçının mayasında bu temayül mevcuttur.
![]() |
Estetik her sanatçının bakış açısına göre farklılıklar gösterir, zaten lezzette bu noktada ortaya çıkar. Tıpkı ünlü bir şefin yemeklerinde hissedilen ayrıcalık gibi...Onu ayrıcalıklı kılan,yemeği öğrendiği gibi yapabilme uğraşısı değildir elbet.Her gün aynı yemeği, aynı tadda,aynı baharatlarla , aynı görüntüde pişirme monotonluğu sıkar onu.Yemeğin tuzunu tam tutturabiliyor,zamanlamada kusursuz olup yemeğin pişirme hakkını verebiliyor,yerli yerinde baharatlarını koyabiliyorsa, zaten mükemmel bir lezzette yemek yapmıştır zaten. Kötü olan şey aynı lezzeti bir başka yerde daha bulabilme sıradanlığıdır.Katı kurallarla yemeğe kaya tuzu bu kadar,karabiber şu kadar,kırmızı biber bu kadar konacak dendiği zaman,----''bu baharatı da deneyelim mi?''dediğinizde ---''Olmaz!!..''cevabıyla her şey tıkanıyor bir anda...Aslında bile bilinse,insan ruhuna fısıldanan o estetiğin sınırsız olduğunun...
Zaten yemek pişirmeyi öğrendiyseniz, artık gayeniz ; biraz daha güzel ve farklı yeni lezzetleri bulabilme olmamalımıdır.?
O yüzden yemeği pişirirken kaya tuzu yerine okyanus tuzu,her gün kullanılan baharatlardan farklı olarak fesleğeni,defneyi,biberiyeyi kullanmaktan korkmamalıyız. Ancak farklı lezzetleri keşfetmemiz bu sayede olacaktır...
İşte bunları yapmadığımız, katı kurallara teslim olduğumuz için, KUBİLAY DİNÇER ebrusu diyebilmeyi çok istediğim ebruya bugün İspanyol ebrusu diyoruz, dalgalı ebru diyerek kendimizi teselli etmeyelim. Gerçi barut ebrusu ve portre ebruyu kaptırmadık, ama Yarın öbür gün Portekiz ebrusu, İngiliz ebrusu, Hollanda ebrusu dendiğinde kimse üzülmesin lütfen.
Dilerim, ebruya gem vurmaya çalışanlara Mevlana’ nın bu sözü kulaklarına küpe olur ve ıslah olurlar.
Dünle beraber gitti,
düne ait ne varsa cancağızım.
bu gün yeni şeyler söylemek lazım.
Saygılarımla Atilla CAN
